Bir Makam Bir Mevkii Sevdası

birmakam copy

Allah mekânını cennet etsin Koca bir Türkiye sevdası için makamı sevdi Rahmetli Adnan Menderes.

Ve Adnan Menderes’i makamından canına kıyarak alan kişilerinde yaptıkları Makam sevdasıydı.

Ve sonrasında yapılan koalisyonlar, ortaklıklar, otel lobilerinde satılanlar, sahte gündemlerle yıpratılan iktidarlar, sözde darbeler, muhtıralar, fişlemeler, ihanetler de makam sevdası için yapıldı.

Bir zamanlar hiç kalkmamak için makam peşinde olmadık taklalar atanların şimdi uzaktan o koltukları seyredişleri çarpıyor gözüme Aydın Menderes’in cenazesinde.

Şöyle bir bakıp aklını okumaya çalışıyorum eski devlet büyüklerinin, gözüme Tansu Çiller ilişiyor Emine Erdoğan ve Aydın Menderes’in eşiyle kol kola yürürken.

Sonrasında safını alıyor cenazenin haremlik kısmında.

Hemen önünde bir kargaşa başlıyor, Tansu Çiller’in, Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın konvoyu geliyor uzaktan uzağa.

Tansu Çiller sessizce izliyor önünde meydana gelenleri, Tayyip Erdoğan’a bir göz atıyor, işte benim siyasi sonumun başlangıcı olan isim diyor içinden. Keşkelerle sıraladığı cümleler aklından gönlüne düşüyor yine sessizce. Bir film şeridi gibi gözünün önünden akıp gidiyor iktidar yılları. Bir zamanlar diyor…

Bir ara şeytan giriyor aklına;

Yeniden senin olabilir, sen yeniden olabilirsin diyor. Entrikalar alıp başını gidiyor aklının bir ucunda. Bir devirirsek bu hükümeti bana şans doğar nasıl etsek acaba diyerek dipsiz kuyularda kayboluyor bir makam sevdasına.

Sonra tekrar cesareti kırılıyor, çok geç artık olan oldu diyor.

Zamanında bende senin gibiydim ey Tayyip Erdoğan diye bağırıyor yüreğinden.

Üstelik istesem çoktan siyasete dönerdim diye teselli ediyor kendini.

Tesellisinin asıl kaynağının aklından bile geçmesine ürperiyor, geri gelsem de kim bana oy verir ki Mesut Yılmaz gibi meclise gömülmekte var tek başına bir koltukta diyerek.

Sonrasında kendiyle yüzleşiyor pişmanlık duyarak, bende dik dursaydım diyor. Biz neden yapamadık aslında yapmalıydık itirafıyla birlikte biz hiçbir zaman yapamazdık zamanında çok belge, çok anlaşma imzaladık, bizim yapma niyetimiz yoktu sadece oturaktı derdimiz diyerek.

Helal olsun be Recep Tayyip Erdoğan bizim yapamadığımızı sen yaptın bu memlekete diyor ve sessizliğine devam ediyor.

Tansu Çiller’in sessizliğinde ben düşünmeye devam ediyorum canım memleketimin durumunu. Göz ucuyla tarihe göz atıyorum yaşanan koltuk sevdalarını düşünerek.

Ziraat Odası’ndan, Kızılay’a, Belediye Başkanlığı’ndan, İktidar partisinin yönetici koltuklarına, kurum müdürlerinden, milletvekili adaylığına oda olmazsa bir üst rütbeye atanmaya kadar birçok noktada verilen savaşlar geliyor gözümün önüne.

Çoğu incitici, kırıcı, haksız ve zalimce gerçekleşiyor seçimlerin.

Ha güneş oteli diyorum ha kapalı kapıların ardı.

Ha muhtıra diyorum, ha tehdit içerikli dosyalar.

Ha koalisyon diyorum, ha bir koltuk verilerek etkisiz hale getirilen rakip isimler.

Ha Amerika diyorum, ha dayısı olanın desteği.

Ha onu diyorum, Ha bunu.

Nedenini soruyorum kendi kendime bu makam sevdasının.

Ve anlıyorum ki bir şekilde gelen makam sevdası çıkmak bilmiyor insanın içinden. Yıllar geçse de, köşeyi dönse de, makamdan katrilyonlar kazansan da, Ankara’da şirketler kursa da bırakıp gitmek istemiyor insan. Her gidişinde geri dönüşünü düşünmeden edemiyor.

Bizim memleketlerde olan bu kadar çok dernek, vakıf, lokal, temsilcilik nerde var acaba. Çevresine 10 kişi toplayanın bir temsilci olduğu bu canım vatanımın tarihinde neden bu kadar çok ihanetin olduğunu açıklamıyor mu?

Öyle bir sevda ki bu makam ne yemekle bitirebiliyor insan, ne de çekip gitmekle.

İlla tabutla gitmeliyiz o koltuktan. O da başka bir makama yolculuk olduğundan.

Bakın isterseniz kaç yıldır görev başında olan yaşları artık torun sahibi olmayı da geçmiş STK yöneticilerimize.

Ben giderim diyen var mı?

Sevgili Ahmet Ataman bile kaç yaşında bırakabildi koltuğunu, arkasından çevrilen bin bir entrikaya dayanamayarak.

Ah sevdam, vah sevdam.

Bir gün bir yiğit çıkıp ta derse ki;

Benim yaş kemale erdi artık yeter çekiliyorum,

Ben bu işi yapamıyorum daha iyileri gerek,

İşte o insanın elini ilk öpen ben olacağım.

Ah ah, Kör eden o makam sevdası tek bir atasözü bırakıyor aklımda.

Oda “Sultan Süleyman’a kalmayan Dünya…”

About Okan Baran

sadece sessizlik

Category(s): Gazete İzci
Tags: , , , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

okan baran

*

 

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>