
Fatih mahallesine yapılan TOKİ konutları da artık teslimata hazır. Maşallahı var ki yüklenici firma sözünde durarak zamanında işi teslim etti.
Meraklanarak bu azmin ve başarının arkasındaki sırrı araştırdım. Gördüklerim karşısında hayrete düşmedim değil hani. Gözlerim fal taşı gibi açıldı. Hayır dedim olamaz böyle bir taktikle bu kadar iş bitirilemez ama duyduklarım dinlediklerim gerçekti;
TOKİ gazla bitirilmişti.
Aslında işin başı vaatlerdi ama işin erken bitirilmesi için teknik personele ve çalışanlara verilen vaatler tutulmayınca, bir de iş bitiminde kapı önüne konulunca “TOKİ gaza gelmişti”.
Mesela şantiyede çalışan kule vinçlerin işleri 1 Ocak 2011’den önce bitirilirse(buda kaba inşaatın gününden 3 ay önce bitirilmesi demektir) kule vinçlerin geriye kalan kirasının teknik personele pirim olarak verileceği vaat edilmiş ama o söz de askıda kalmıştır.
Yine şantiye personeli işe başlarken anlaşılan maaş seviyesine asla ulaşamadı. Hatta işten çıkarıldıklarında bile vaat edilen maaş seviyesinde değillerdi.
Teknik elemanların sigortaları da TOKİ için imzaladıkları taahhütnamedeki ücretleri üzerinden değil asgari ücret üzerinden yatırılmış. Böylece TOKİ ‘ye taahhüt edilen belirli bir miktar sigorta garantisi açığı farklı kişilerin sigortalarının yatırılması için kullanılmış.
Gelelim Kasım 2011 hakedişine, bu tarihteki geçici kabulün verilmesi halinde teknik elemanlara yine pirim sözü verilmiş, hak edişin yapılmasına rağmen verilen pirim sözü tutulmamış, bununla kalınmayarak 4 teknik elemandan 2’si iş bitimde işten çıkarılmış.
İşten çıkarmakla hızını alamayan yüklenici firma onca vaadini ve pirim sözünü yerine getirmediği gibi ödenmesi gereken tazminatları, teknik personelin aldığı maaşları üzerinden değil asgari ücret üzerinden hesaplayarak ödenmiş.
Pişmiş tavuk kıvamına gelen teknik personel, işten çıkarılmalarından dolayı İŞKUR ’dan hak ettikleri işsizlik maaşı için harekete geçiyor ama başvuruya gittiklerinde bir şok daha yaşıyorlar.
Başvuru sonrasında alınan cevap “sizler işten çıkarılmamış, istifa etmişsiniz olunca” yok artık demekten kendilerini alı koyamıyorlar.
En ufak bir işlemde tonlarca belge isteyen SGK ve İŞKUR bu durumlarda neden istifa dilekçesi istemezler oda ayrı bir tartışılacak nokta. Sonrasında hesaba yatırılan tazminat dekontları SGK ya sunuluyor da bu çocuklar işsizlik maaşlarını alıyorlar.
Peki, bu kargaşa sonrasında SGK işten çıkarmaları istifa diye gösteren personel hakkında yasal işlemlere başvurup, neden istifa dilekçeleri alınmadı diye soruyor mu?
HAYIR.
Personelin böyle bir hakkı yoksa firmaya neden devleti aldatıyorsunuz diye dava açıyor mu?
HAYIR.
Aklıma gelmiyor da değil “Yasalar güçsüzler için mi var” diye.
Demem o ki bir gazla bitirilen TOKİ projesinin sonucunda bu kadar haksızlığa maruz kalan personel önce şirket yetkililerine danışıyor, aldıkları cevapsız cevaplar sonucunda tamda bu konu hakkında yazacakken ben onları haklarını ararlarken Adliye koridorunda bulunuyorum. Bunlar gerçek mi derken belgeleri evrakları gördüğümde bu işte bir iş var diyorum. Sayın başkan muhteşem bir insandır, kesin haberi yoktur diyerek köşeme alıyorum.
Gereğinin yapılmasını arz ederek.
