Valilikte Ada’lı ÇALIŞ-MA Komisyonu

Birileri yatırım müjdesi veriyor…

Birileri yapacağız-edeceğiz metinleri yazıyor…

Birileri yeniden seçilerek, seçim öncesi ederizleri unutuyor…

Birileri seçim yaklaşınca gövde gösterisi yapıyor…

Gündemimde 2 konu var bu hafta sabırla bekleyip yazmak istediğim…

Birincisi yaparız ederizlere aracı olan Osman Ada.

İkincisi Srt ekranlarında izlediğim “İste Anadolu” konuğu Murat Kaya.

27 Şubatta sevgili Osman Ada ‘nın yaptığı açıklamayı okuyunca beynimden vuruldum desem yeridir. Hiç kimsenin tepki vermediği dönemlerde kendi şahsi tepkileriyle, sorularıyla, muhalefetiyle ya da iş takibiyle gönlümü kazanmış Osman Ada ‘yı “Sivas fetret dönemini yaşıyor” açıklamasını yaparken görmek beni çok üzdü.(Açıklamalarının bir kısmı doğru olsa da )

Valimiz, belediyemiz, odamız çalışmıyor diyor ve ekliyordu.

Bunları çalıştıracak olan valimizdir.

Bu cümleden sonrada neredeyse bütün eleştiriler vali beye.

Ben anladım ki, kurum ve STK ‘ların suçu yok onlar çalışmasalar da yeridir.

Çünkü tüm suç vali beyindir.

Çünkü çalışmayan kurumların vali bey çalış demez ise çalışmamaları normal.

Mesela odamızda dâhil demişti çalışmayanlar listesinde. O halde bir sıkıntı yok, oda suçlanamaz çünkü vali bey çalış demedi. Çalış deseydi Osman Yıldırım TSO ‘yu uçururdu. Yani TSO ‘nun listede yeri yok.

Çünkü vali bey çalış demedi.

Ya da Osman Yıldırım art arda çalışmalara imza atıyordu vali bey DUR dedi.

Eğer durum böyle ise çalışmayan bir odada neden Çalışma Komisyonu kuruluyor ki.

Bu komisyonun çalışın yetkisini elinde bulunduran Valilik bünyesinde kurulması gerekmez mi?

Aslında Osman Ada ‘nın genel olarak konuşması ve açıklamaları doğru. Tamda üstüne bastı dediğimiz noktadan. Birçok defa medyada ve kulislerde duyduğumuz sorunlar. Ama açıklaması yaklaşan TSO seçimi öncesi ve çalışmayan odasında kurulan Çalışma Komisyonundan geldiği için inandırıcılığını kaybediyor.

Keşke yaptığı açıklamayı Çalışma Komisyonu adına değil de yine kendi şahsı adına yapsaydı.

İnandırıcı olurdu, inanırdım, aklımda şüpheler olmazdı…

Açıklamanın sonlarında hissettiğim bir diğer konu Vali beyin ve Belediyenin TSO yönetimini muhatap almayışı ve buna karşı TSO ‘nun bir baskı unsuru oluşturmak istemesi. Bana bunu hissettiren cümlelerde aşağıda not düşeyim.

Diyor ki Çalışma Komisyonu;

“Valimiz şehirde sadece belli insanlarla görüşüyor. “

“Bu şehirde sadece belediye başkanı, sadece rektör ve birkaç bürokrat yok, sayın valinin bizimle iş birliği içinde çalışması şart.”

“Hiç kimse bizi yok sayamaz. Herkesi, her projeyi takip edeceğiz.

Komisyon kurulmasının zamanlaması da başka senaryolara götürüyor beni;

Belediyenin büyük imar projesinde yer almak olabilir mesela, malum bu konuda yakın zamanda TSO çatısı altında Doğan Ürgüp soru bombardımanına tutulmuştu. Odayla proje paylaşılmıyor diye. Sivas belediyesinde trilyonluk projelerin başlangıcı 2011 olması da sebep olabilir komisyon için.

Ya da TSO seçimleri geldi aklıma. Sanki bir satranç oynarmış gibi Osman Yıldırım hamlesi oluştu hayalimde.

Bir taşla bir sürü kuş…

Şimdimi dedim sonra…

Tamda bizler seçim öncesi vekillere, kurumlara kızarken yenimi aklınıza geldi vaatler derken.

Acaba eskisi gibimi görüyorlar hala bizleri, seçmeni…

Seçim öncesi birkaç makyaj, biraz göz boyama tamamdır bu oy işimi diyorlardı…

Reklam kokuyor…

Ah be Osman Ada keşke TSO ‘da o birim kurulmasa sende o birimin başında olmasaydın da şahsi olarak açıklamalarını yapsaydın bizde hiç şüphesiz söylediğin doğruları destekleseydik…

İkinci konumda kısa ama öz olmak istiyorum…

Bir program izledim gurur kaynağımız uydu televizyonlarımızdan biri olan SRT ekranlarında.

Master yönetici Özkan Tosyalı ‘nın sunduğu bir programdı “işte Anadolu” programı. Konuğu da sevgili Murat Kaya…

İlk şaşkınlığımı sevgili Tosyalı ‘nın göz alıcı kırmızı kazağıyla program sunmasında yaşıyordum. Oysa kendisine takım elbise ve ekran ne kadar çok yakışıyor…

Her halde son anda kahve dökmüş olmalı diye düşündüm ve bir tebessümle izlemeye devam ettim. Tosyalı konuşurken biraz yukarıya doğru bakması çekti dikkatimi daha sonra. Acaba nereye bakıyor diye meraklandım, Bu arada kameralar Murat beyi gösterince anlam buldu bakışlar. Murat bey daha yüksek olan ofis yönetici koltuğunda, Özkan Bey ise alçak olan masanın önündeki misafir koltuğunda olmasından kaynaklanmıştı.

Hiç hoş olmamıştı aslında. Bir müdüriyet ofisinde değil de, keşke karşılıklı eşit sandalyelere oturabilecekleri başka bir alanda yapılsaydı o röportaj. Mutlaka onunda bir sebebi vardır. Ama ben izleyici gözüyle yazıyorum.

Sayın Tosyalı ‘nın affına sığınarak…

Sevgili murat beyde vazgeçmeli artık sürekli tarihten örneklerle, kısa kısa alıntılarla şu şöyle bu böyle demişti diyerek cümle kurmaktan…

Bir iş adamından çok emekli olmuş köşesine çekilmiş özlü sözlerle arası iyi olup elinden kitap düşürmeyen bir yaşlı adam gördüm sanki. Galiba çokta yorgundu röportaj sırasında. Zerre kadar enerji alamadım, hem Özkan ‘ın hem de Murat beyin ruh haline de yansımış olacak ki bir mahmurluk vardı her ikisinde de. Biri esnese devamı gelecekti sanki: )

Bu satırların sonunda aflarına sığınıyor zevkle takip etmeye devam edeceğimi garanti ediyorum.

About Okan Baran

sadece sessizlik

Category(s): Gazete İzci
Tags: , , ,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

okan baran

*

 

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>